Bugün - Wednesday, May 24, 2017
Afyon 8°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Yeni Üye
Magazin Güncel Siyaset Neler duyduk? Spor Sağlık Eğitim İlçeler Söyleşi Ekonomi 
Yazar Detayları

Feyzullah Demirkale

Feyzullah Demirkale -  ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN,   DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL

ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
Yazı Tarihi: Thursday, March 02, 2017

 

Her ebeveyn için evlat sevgisi başkadır. Tüm İnsanlar için olduğu kadar çocuklar içinde en önemli duygulardan biri aidiyet, ait olma duygusudur. Bu duygu küçük yaşlardan başlayarak ölünceye kadar devam eder. Bu duygu sokak arasında oyunlarda, sınıfta, ailede ve özellikle takım sporlarında göze çarpar. Kişiler bir gruba ait olmak için bazı özelliklerden feragat ederler. Bu toplumun iyi olarak yorumladığı yöne giderse elbette çok güzel bir şeydir.

Büyükler, veliler, antrenörler genel olarak çocuklara iyiyi öğretme adına çok şeyler vermek isterler. Aslında burada kendi düşüncelerini değil sevgilerini çocuklara aktarmaları önemlidir. Çünkü küçükte olsa onlar bir bireydir. Veliler olarak kendimize öz eleştiri yaparsak; çocuklarımızın ayakkabısını bağlamayı, sandalyeye oturtmayı, ödevlerini yapmayı, düştüğünde hemen koşup kaldırmayı kendimize görev edinmişizdir. Hatta Ülkemize turist olarak gelen yabancıların düşen çocuklarını kaldırdığımızda kendimizi şefkatli, sevecen, iyilik yapmış olarak algılarız. Biraz ötede çocuğunu izleyen ebeveynin hiç mutlu olmadığını fark etmeyiz bile. Çünkü onlar çocuklarının kendilerinin kalkmasını isterler. Çünkü kararı kendilerinin vermelerini isterler. Kendi başına bunu başarabileceğini çocuğun hissetmesi gerektiğini düşünürler. Bir iki denemeden sonra çocukların bunu başarma mutluluğunu zaten yaşayacaklarını bilirler. Biz müdahale ettiğimizde onun bu sevinci yaşamasını engellemiş oluruz. Her deneyimden bir şeyler öğrenmesi ve onun istekleri kendisinin birey özelliğini kazanması açısından önemlidir.

Bu kadar genel bilgiden sonra basketbol sahalarında ter akıtan çocuklarımıza uygulamak istersek neler yapmamız gerektiği ile ilgili fikirler kafamızda oluşmaya başlar. Kendini mutlu, önemli hissettiği bir ortamda çocukları arkadaşları ile yalnız bırakmak gerekir. Bu aslında hayatın her döneminde yaşanan  küçük bir örneğidir. Onlar arkadaşları ile iletişim kurmayı, takım bilincini kazanmayı, üzülmeyi, sevinmeyi, terlemeyi, lider olmayı, başarmayı, denemeyi ve daha birçok özelliği bizler olmadan da başarabileceğini göstermek isterler. Zaten bunları başarabilecek yapıdadırlar.

Öncelikle ebeveynlerin şunu bilmeleri önemlidir. Basketbol oynamak için salonlara gelen çocuklar aslında rastgele bir hedef seçmiyorlar. Belki kendileri de fark etmeden “yapabilirim” inancını taşıdığı ve mutlu olabileceğine inandığı için basketbol oynamayı seçiyorlar. Çocuklar aslında erken yaşta birey olma özelliğini kazanıyorlar tercihlerini kendilerini zorlamayacak kadar çok kolay veya yapamayacağı kadar çok zor hedefleri de seçmiyorlar. Kendini tam anlamıyla çalıştığı zaman başarabileceği ve gelişebileceği hedefleri seçiyorlar. Bu denemeler içinde çocuklar kendi yeteneklerini ve gücünü gerçekçi olarak keşfediyor ve kendisini tanıma olanağı buluyorlar.  

Ebeveynler olarak bizim yapacağımız en önemli davranış veya en büyük desteğimiz onların tercihlerini veya durumlarını zorlaştırmadan onlara bu imkanı sağlamak üzerine olmalıdır. Çocuğun kendini gerçekten tanıması bu tür aktiviteler, uğraşılar içinde şekillenir. Kendilerini en iyi ifade ettiklerini inandıkları bu ortamlarda zaman geçirmeyi ve belki yaşam şekli olarak seçmeyi düşünürler. ‘Bu tür uğraşıları’ seçerken önemli olan: Hangi uğraşı içine gireceğini çocuğun belirleyebilmesi ve belirlediği hedef için çaba göstermesinin engellenmemesi ve desteklenmesidir. Gelişmeler ve başarılar ise çocukların kendileri ile kıyaslanmalıdır. Diğer arkadaşları ile kıyaslamak ona eksik olduğunu hissettirebileceği için üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Maçları izlemeye gelen ebeveynler nedense bu kabul görmüş davranışlar yerine, ya çocuklarının eksik yanları, ya hakemlerin hataları veya hocaların taraflılığı üzerine oynarlar. Bu davranışlarını özellikle yüksek ses ile belli ederlerse çocukları üzerinde olumsuz etkilere yol açabilirler. Koltuğa yaslanıp şöyle düşünülmesi gerekir; maç içinde tribünden gelen bir ses “hadi oğlum, atsana oğlum, tut kızım, ” gibi uyarılarla onlara yol göstermek aslında onların yaşayacağı mutluluk duygularını engelleyecektir. Bunun yerine ebeveynler çocuklarının yapabilmesini sessizce izlerseler çocukları anlamlı bir bakışla ebeveynlerine başardıklarını göstereceklerdir. Böylece herkes tarafından kendisi olduğu için kabul edileceğini hissedecek birey olarak toplumda yer bulabilecektir. Başımdan geçen bir olayı örnek vermem gerekirse; ilimizde yapılan Okul Takımları Final maçında tribünlerdeki babasının yüksek sesinden sonra aslında maç içinde olması gereken çocuğun tribündeki babasına “yapma baba” dercesine bakmasını asla unutamadım. Bunu yapan bir baba mutlaka oğlunun iyiliği üzerine odaklanmıştı ama arkadaşları ve diğer izleyiciler arasında çocuğunun kendini nasıl hissedeceğini düşünmesi gerekirdi.

Burada velilere düşen görev bu aktiviteler sonunda sakin bir ortamda ve sıcağı sıcağına değil  çocukları ile sohbet ortamları oluşturabilmektir. Aklımıza takılan veya başımızdan geçen deneyimlerimizi orada konuşabiliriz. Olayları orada analiz edebilir onun gözünden olaya bakmaya çalışabiliriz. Onun isteklerine önem vererek onun gurur duyacağı ebeveynler olmaya çalışabiliriz.

Açıkcası ben: bildiği veya bilmediği konularda yüksek sesle fikrini belli eden, spor ahlakı dışında davranışlarda bulunan, karşılıklı saygı ve sevgi kurallarına uymayan bir EBEVEYNimin tribünlerde olmasını istemezdim. Ya SİZ?

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon: Okunma Sayısı: 3145
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
Diğer Yazarlar

MENFAATİ KİŞİLİKLER
ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
ŞİRİN BABA
AĞIR METALLER
Bugün gençlerin bayramı
Spor ve Sosyal Medya
AFİŞ
Bu ayıp size yeter
ORTADOĞULU OLMAMAYA ÇALIŞMAK
ZAPTA GEÇSİN EFENDİM!
E-Gazete (Odak Gazetesi)
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Ali KÜÇÜKKARTAL
ŞİRİN BABA
Olay ilimizin güzide ilçelerindenBolva...
Mustafa Özkal
ZAPTA GEÇSİN EFENDİM!
İYİ İNSANFANİLİĞİNİNFARKINDADIR BÜNYAMİN,K&Ou...
Hüseyin ÖZHARPUTLU
MENFAATİ KİŞİLİKLER
Yaradılışımız gereği hepimizönce kendimizi d&...
Sercan SAYIN
Spor ve Sosyal Medya
  Öncelikle bu iki terimin tanımını yap...
Rabia Güzbey
TÜRKİYE’DE GENÇ OLMAK…
    Dün 19 Mayıs Atatürk&rsq...
Gökhan Kocaaslan
Bugün gençlerin bayramı
  Bugün, Ulu Önder Mustafa Kemal A...
M.Emin Güzbey
Dürbün’den köprüdeki yazıya...
Bizim Belediye’nin müteahhitleri &lsquo...
Ahmet Işık
Bu ayıp size yeter
  İlimizi 3. Lig 3. Grupta başarıyla temsil ...
Prof.Dr. Şan Öz-Alp
ORTADOĞULU OLMAMAYA ÇALIŞMAK
 Yurdumuzun coğrafi konumu her ne kadar Ortad...
Dr. Hasan Hüsnü Eren
AĞIR METALLER
  Günlük hayatımızda Ağır Metal bi...
Feyzullah Demirkale
ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
  Her ebeveyn için evlat sevgisi başk...
YAVUZ DONAT
AFİŞ
Bayram tatili için Bodrum'a giderken... Sa...
İlan

Facebook
Namaz Vakitleri ( Afyon )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:2805:3013:0516:5920:2222:07

Wednesday, May 24, 2017
Tarihte Bugün
1895 - Milletlerarası Rakamların Türkiye'de kabulü
1040 - Selçuklu Devleti'nin kuruluşu
2006 - Topraktan Suyun Çekilmesi
1571 - Kırım Türkleri'nin Moskova'yı fethi.
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0.92