Bugün - Saturday, August 19, 2017
Afyon 8°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Yeni Üye
Magazin Güncel Siyaset Neler duyduk? Spor Sağlık Eğitim İlçeler Söyleşi Ekonomi 
Yazar Detayları

Dr. Hasan Hüsnü Eren

Dr. Hasan Hüsnü Eren - ÇARE ENERJİ TIBBI MI?

ÇARE ENERJİ TIBBI MI?
Yazı Tarihi: Sunday, January 15, 2017

Enerji tıbbı aslında yeni bir kavram değildir. Geçmişi 5000 yıl öncesine dayanan akupunktur, tanı  ve tedavi sistemi enerji tıbbı üzerine inşa edilmiş kadim bir yöntemdir. Vücudumuzda 12 meridyen üzerinde sürekli akan bir enerji olduğu ve bunda oluşan bir bozukluğun hastalık oluşturduğu, bu düzeltilince de hastalıkların tedavisinin yapılabildiği bugün artık bilimsel olarak kabul görmüştür.

 

Vücudumuzda her hücresinin hatta evrendeki canlı cansız tüm maddelerin kendine özgü frekansları vardır. Vücudumuzdaki her organ kendine özgü frekanslarla kendi enerjileri ile titreşir. Toksin, ağır metal, mikroorganizmalar gibi maddeler tarafından bu titreşimler bozulduğunda organda enerji düzeyinde bozukluklar başlar ve bu ilerleyerek hücre düzeyinde rahatsızlıklara neden olur. Bio kimya yöntemleri, görüntüleme yöntemleri gibi Klasik tıp uygulamaları ile hastalık hücre düzeyinde iken tespit edilebilir. Fakat biyokimya tahlili ile Diyabet tanısı konulduğunda, insulin üreten pankreas hücrelerinin büyük kısmı tahrip olduğu düşünülürse tedavi için çok geç kalınmış olur. Enerji tıbbı ile frekans düzeyinde bozukluk oluştuğunda bunu tespit etmek mümkündür. Bu da hastalığın hücresel düzeyde bozukluk yapmadan tanısına ve tedavisine imkân sunar.

 

Enerji tıbbı ile ilgili uygulamalar özellikle 1970’li yıllarda Almanya da uygulanmaya başlamış ve gün geçtikçe yayılarak devam etmektedir. Enerji tıbbı kendine özgü tanı ve tedavi yöntemleri olan, bozulan frekansların düzeltilerek organ rahatsızlıklarını düzelten bir uygulamadır.

 

Enerji ya da frekans tıbbı geleceğin tıbbı olarak da adlandırılabilir. Herhangi bir ilaç kullanılmadan sadece vücudun frekansları kullanılarak tedavi yapılır. Klasik tıp yöntemleri ile tedavisi ve tanısı mümkün olmayan birçok rahatsızlığın tedavisi enerji tıbbı yöntemleri ile yapılabilir. Bugün klasik tıp yöntemleri ile çaresiz görülen, migren, alerji, diyabet, romatoid arterit, astım, alerjik rinit, reflü, kanser gibi birçok rahatsızlıklar enerji tıbbı ile tedavi edilebilmektedir. Bu uygulamalar gün geçtikçe yaygınlaşmakta ve etkinlikleri artmaktadır.

 

Enerji tıbbı aracılığı ile frekans düzeyinde oluşan bozukluklar tespit edilerek kişilerde rahatsızlık oluşmadan tedavi yapılabilir. Yani ilerde oluşacak riskler bu yöntemle ortadan kaldırılabilir. Ayrıca bu frekanslar kullanılarak oluşmuş hastalıklar da tedavi edilebilir. Tamamen güvenli ve yan  etkisi olmayan  bir yöntemdir.

 

 

 

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİN VAR.

KANSERDEN KORKMA.

 

Kanser günümüzün ölümcül hastalığı olarak bilinir. Günümüzde yaygın kanaat kansere yakalanan kişilerin kısa sürede hayatlarını kaybedeceği yönündedir. Oysa her insanın vücudunda sürekli kanser hücresi oluşmaktadır. Saniyede vücudumuzda yaklaşık 50 milyon hücre bölünür. Bunların bir bölümü atipik kanser hücresidir. Bağışıklık sistemimiz bu hücreleri anında algılayıp, yok ederek kanser oluşmasına izin vermez. Görüldüğü gibi bağışıklık sistemimiz kanser hücrelerini yok etme gücüne sahiptir. Durum böyleyken kanseri ölümcül bir hastalık olarak değerlendirmek yanlıştır.

Bağışıklık sistemimizin böyle bir işlevi varken neden bazı insanlar kanser olurlar?

Bağışıklık sistemi bazı durumlarda vücudumuzda oluşan kanser hücrelerini göremez hale gelir. Bunun sonucunda da kişide kanser oluşur. Bağışıklık sistemimizin kanser hücrelerini göremez hale gelmesinin en önemli nedeni günümüz yaşam şartlarıdır. Yoğun bir elektromanyetik kirlilik içerisinde yaşıyoruz. Cep telefonları, elektrikli ev aletleri, bilgisayarlar, internet vb. teknoloji ürünleri ürettikleri güçlü manyetik frekanslarla vücudumuz için sürekli olumsuz frekanslar yaymaktadırlar. Ayrıca sanayileşmiş gıda sektörü, yoğun katkı maddeleri kullanarak üretim yapmaktadır. Çevresel kirlilik sonucu aldığımız toksinler ve kullanıldığımız birçok üründe bulunan ağır metallerin tamamı vücudumuzdan atılamamakta, vücudumuzda birikmektedir. Kısacası günümüz yaşam şartlarında vücudumuzu kirlenmekten koruyamıyoruz. Bunun sonucunda iş yükünü artırdığımız bağışıklık sistemimiz sürekli kirliği temizlemekle uğraşırken, vücudu koruma, vücut fonksiyonlarının işlevini sağlıklı yürütme gibi görevlerini yeterince yerine getirememektedir. Vücudumuzun artan toksin yükü hücreler arasındaki sağlıklı frekans haberleşmesini bozmakta, bağışıklık sistemi birçok olumsuzluktan haberdar olamamaya başlamaktadır. Böylelikle vücudumuzda oluşan atipik hücreler bağışıklık sisteminden kaçarak çoğalmaya başlamakta, bunun sonucunda da kanser oluşmaktadır.

Kanserli hücreleri yok etmek mümkün müdür?

Kanseri yok etmek için öncelikli olarak bağışıklık sistemimizin güçlü olması şarttır. Bağışıklık sistemi için bir virüs hücresi ile bir kanser hücresini yok etmek arasında hiçbir fark yoktur. Bağışıklık sistemimiz nasıl bir gribal enfeksiyon etkenini tespit edip yok ediyorsa, oluşmuş kanser hücrelerini de aynı şekilde yok eder. Bağışıklık sistemimize oluşmuş kanser hücrelerini tekrar gösterebilirsek kanseri bitirebiliriz.

Bağışıklık sistemi deprese eden kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavilerin kanser karşısında çok başarılı sonuçlar vermediği hatta savunmasız kalan vücudun farklı nedenlerle iflas ettiği bilinen bir gerçektir.

Kanseri nasıl yeneriz?

Kanseri yenmek istiyorsak öncelikli olarak bağışıklık sistemimizi güçlü hale getirmek zorundayız. Bunun için kullanabileceğimiz birçok bitkisel destek ürünü mevcuttur. Aynı zamanda vücudumuzda oluşmuş kirlilikten kurtulmak için detoks yapmak da önemlidir. Bunları yaptıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından görülmeyen kanser hücrelerini bağışıklık sistemine yeniden tanıtırsak oluşan kanseri yok edebiliriz. Bu tanıtımı frekans üreten cihazlarla kolaylıkla yapabiliriz.

 
İletişim E-Posta: drhheren@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 498
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

AĞIR METALLER
Arınma (detoksifikasyon)
DEPRESYON PSİKOLOJİK BİR RAHATSIZLIK MI ?
OZON TEDAVİSİ NEDİR ?
OZON TEDAVİSİNEDİR ?
ERGENLİK SİVİLCELERİ
MİGREN
BAĞIRSAK SAĞLIĞI İÇİN KEMİK SUYU NASIL HAZIRLANIR?
AKUPUNKTUR İLE KİLO VERME
Ağır metal tehlikesi
AĞZIMIZDAKİ TEHLİKE ; AMALGAM
ÇARE ENERJİ TIBBI MI?
Bağırsaklar sağlamsa hastalık olmaz
Sınav heyecanı ve akupunktur
AKUPUNKTUR NEDİR?
Çağımızın vebası Candida Enfeksiyonu
Üst solunum yolu enfeksiyonlarda tedavi yaklaşımı nasıl olmalıdır ?
Herkesin en iyi doktoru, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Holistik (Bütüncül ) Tıp nedir ?
Diğer Yazarlar

BİZ BİZE
Başakşehir’i kutluyorum
Kahramanlık
ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
KARİKATÜR ÜZERİNE
AĞIR METALLER
YAZMAK MI?
Basketbol’un tarihi ve yaşanan ilkler
ANADOLU ANADOLU AFYON
YÜKTEN KAÇMIŞLAR
E-Gazete (Odak Gazetesi)
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Fatih SUSUZ
Başakşehir’i kutluyorum
  Öncelikle Çarşamba gün&uu...
M.Emin Güzbey
17 yıl önce, 17 yıl sonra...
  Afyon Kocatepe Üniversitesi Hastanesi...
Mustafa Özkal
Zapta geçsin efendim...
İNSAN BİLDİKLERİNİTEKRAR TEKRAROKUMAK İSTER MİHİ&C...
Rabia Güzbey
Vah Vaaahhh!...
    Milli Eğitim Bakanlığı Ensar Vakfı...
Ahmet Işık
YÜKTEN KAÇMIŞLAR
AK Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven dünk...
Hüseyin ÖZHARPUTLU
Kahramanlık
    Kahramanlığın kelime anlamı hepimi...
Gökhan Kocaaslan
YAZMAK MI?
Birkaç gündür hangisi daha kolay ...
Ali KÜÇÜKKARTAL
KARİKATÜR ÜZERİNE
         ...
YAVUZ DONAT
ANADOLU ANADOLU AFYON
  Nerede kalmıştık?.. En son, Şehit Astsubay...
Ahmet SARLIK
BİZ BİZE
ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKALIM   Bug&uu...
Sercan SAYIN
Basketbol’un tarihi ve yaşanan ilkler
  Basketbol, bütün dünyada en...
Prof.Dr. Şan Öz-Alp
ORTADOĞULU OLMAMAYA ÇALIŞMAK
 Yurdumuzun coğrafi konumu her ne kadar Ortad...
Dr. Hasan Hüsnü Eren
AĞIR METALLER
  Günlük hayatımızda Ağır Metal bi...
Feyzullah Demirkale
ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
  Her ebeveyn için evlat sevgisi başk...
İlan

Facebook
Namaz Vakitleri ( Afyon )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
04:2006:0713:1116:5719:5821:29

Saturday, August 19, 2017
Tarihte Bugün
1645 - Osmanlı Orduları?nın Girit?e çıkışı.
1691 - Salankamin meydan savaşı
1691 - Köprülü Fazıl Mustafa Paşanın şehit olması
1890 - Türk Donanması?nın Denizaltı?larla takviye edilmesi.
1915 - Tevfik Fikretin vefatı
1920 - Süleyman Necati Güneri`nin "Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi"ne Genel Müdür Oluşu
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
1.10