Bugün - Thursday, January 19, 2017
Afyon 8°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Yeni Üye
Magazin Güncel Siyaset Neler duyduk? Spor Sağlık Eğitim İlçeler Söyleşi 
Yazar Detayları

Ali KÜÇÜKKARTAL

Ali KÜÇÜKKARTAL - SAVAŞIN ÇOCUKLARI

SAVAŞIN ÇOCUKLARI
Yazı Tarihi: Tuesday, January 10, 2017

 

Bir kaç zaman evvel dost meclisinde bazı konuların mütalaası sırasında konumuz dönüp dolaşıp Halep’e gelmişti. Siyaseti ve izlenen politikaları bir kenara bırakıp vicdanlarımızın hakemliğinde konuyu tamamiyle insani olarak ele almayı yeğlemiştik. Biraz farkındalık oluşturmak, biraz da oradaki mazlumların ahvallerini bir nebze olsun anlayabilmek adına karasal iklimin hüküm sürdüğü ve kış aylarıyla Erzurum’dan sonra en soğuk il sayılabilecek ilimizde  suni halep şartları oluşturarak geceyi dışarıda geçirmeye karar verdik. Bu kararı alıp uygulamaya geçtiğimiz de gece saat bir sularıydı. Son çaylarımızı içtikten hemen sonra bir çanta hazırlamak üzere işe koyulduk. Hazırlıklarımız bitip çıkış saati gelip çattığında saatlerimiz iki ye oldukça yaklaşmıştı.

 

Eylem planımız kısıtlı malzemelerle geceyi sabah ezanına kadar dışarıda geçirip, savaşın bağrında aynı zamanda çetin hava koşullarında hayatta kalmaya çalışan insanların hissettiklerini hissedebilmekti.

 

Saat 02:15…

 

Şu anda saatler ikiyi geçti. Vücut ısılarımız üzerimizde kalın kabanlarımız eldivenlerimiz ve şapkalarımız olduğu halde hızla düşmeye devam ediyor. Yanımızda ki malzemelerimiz bir adet çanta, yarım litreden biraz daha az su, kan şekerimizin düşme ihtimaline karşın iki adet şeker, kayıt cihazı ve küçük bir el feneri… Kurtuluş caddesi üzerinde yaya olarak intikal etmekteyiz. Çok abartılı olmamakla birlikte hareket halinde olduğumuz için henüz üşüdüğümüzü hissetmiyoruz… Tam bu sırada bir iş yerinin termometresi takılıyor gözümüze. Parıldayan kırmızı ledlere baktığımız da sıcaklık -12 derece…

 

Saat 03:00…

 

Bu saatlerde tempomuzun bir tık daha düştüğünü  ve artık üşümeye başladığımızı itiraf etmeliyim. Gecenin karanlığında ara sokaklarda ilerlerken en ufak bir çıtırtı da irkiliyoruz. Bombaların gölgesinde yaşayan o insanlarla durumumuz kıyaslanamayacak kadar rahat olsa da orada ki çocukların nasıl korktuğunu tasavvur edebiliyoruz. Açlık durumumuz stabil lakin artık ayak parmaklarımızda inceden bir sızı hissetmeye başladık.

 

Saat 04:30…

 

Şu anda İmaret Camiinin bahçesine ulaşıp bahçe içerisinde kendimizi rüzgardan koruyacak bir kuytuya çekildik. Yanımızda getirdiğimiz battaniyeleri altımıza mı sermeliyiz yoksa üstümüze örtmeliyiz ihtilaf halindeyiz… Bu saatlerde yürümenin de etkisiyle ne kadar da üşüsekte su içme ihtiyacı hissediyoruz ancak pet şişemiz tamamiyle donmuş netice itibariyle su ihtiyacımız biraz daha beklemek zorunda… Eldivenimizin içinde ki ellerimiz çoktan bağımsızlığını ilan etti. Kavrama ve tutma yetimizde ciddi anlamda kaybolma var. Acı ve uyuşukluk hissi giderek artıyor. Daha ne kadar dayanabiliriz bilemiyorum… (Bu andan itibaren kayıt cihazımız bir daha açılmamak üzere kapanıyor)

 

Saat 05:00…

 

Daha fazla dayanamayarak dönüşe geçtik. El ve ayaklarımız da ki sızı hissiyatı ciddi boyutlara ulaştı. Üşüme duygusu bizler için çok farklı bir boyutta. Dönüş yolunda uykusuzluktan gözlerimizin sulandığını ve akan yaşların yüzümüzde donduğunu kirpiklerimizin elbise fırçası misali sertleştiğini söylemeliyim…

 

Saatler beş buçuğu gösterdiğinde soğukla olan imtihanımızda ne yazık ki sınıfta kalmıştık. Biliyorduk ki en azından bu deneyimin sonunda bizleri bekleyen sıcacık evlerimiz ve uyuduğumuzda tüm bu olanları unutabileceğimiz bir yatağımız vardı.

Peki ya Halepli sivillerin, savaşın kelime manasını yaşayarak öğrenen o   masum çocukların???

Aylan bebeğin?

Ümran kardeşimizin?

Cennete gittiğimde size Allah’a şikayet edeceğim diyerek can veren,

Şehit olmak istiyorum dediğinde neden  sorusuna çünkü açım cennette yemek yiyeceğim diye cevap veren,

Cennete gittiğimde size Allah’a şikayet edeceğim diye ağlayan onca mazlumun acısını bir kez daha vicdanlarımızda hissettik…  Son söz ise

          Ya çağır şurda bal yapanlarını, 
        Ya kovansız bırakma Allahım!

              …

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon: Okunma Sayısı: 109
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

BİR KAHRAMANIN ÖYKÜSÜ
BİZ KATİLİZ
SAVAŞIN ÇOCUKLARI
ER NADİR
İTİMAT SİMSARLARI
Diğer Yazarlar

BİR KAHRAMANIN ÖYKÜSÜ
ÇARE ENERJİ TIBBI MI?
Mucize bir ev…
Futbol’da heyecan başlıyor!
AFİŞ
10 Ocak
Sen ne büyükmüşsün Hey Atatürk
UÇUŞAN DÖVİZ...
TERÖR KAVRAMI VE FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN YAPILANMASI
E-Gazete (Odak Gazetesi)
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
M.Emin Güzbey
FETÖ: HIRSIZLIK YAPMAYI – FUHUŞ YAPMAYI – İÇKİ İÇMEYİ – GEREKTİĞİNDE ALLAH’I BİLE İNKAR ETMEYİ MÜBAH SAYAN ÖRGÜTTÜR
// Fetullahçı Terör Örgüt&u...
Mustafa Özkal
AKIL SADECE PEYNİR EKMEKLE Mİ YENİR B&Uu...
Ali KÜÇÜKKARTAL
Sene 2006…
Öyle çok çevresi olan birisi de...
Dr. Hasan Hüsnü Eren
ÇARE ENERJİ TIBBI MI?
Enerji tıbbı aslında yeni bir kavram değildir. Ge&...
Gökhan Kocaaslan
Yıldırım hızıyla gereği yapıldı
Geçtiğimiz ay Afyon Kocatepe Üniversit...
Ahmet Işık
10 Ocak
Geride bıraktığımız haftayı Afyonkarahisar basını ...
Sercan SAYIN
Futbol’da heyecan başlıyor!
Spor Toto 3.Lig ve Bölgesel Amatör Lig&r...
Rabia Güzbey
UÇUŞAN DÖVİZ...
Siyasi sistem tartışmaları, ülkede meydana ge...
YAVUZ DONAT
AFİŞ
Bayram tatili için Bodrum'a giderken... Sa...
Prof.Dr. Şan Öz-Alp
Sen ne büyükmüşsün Hey Atatürk
Biz Atatürk dedik,  siz Mustafa Kemal'i ...
İlan

Facebook
Namaz Vakitleri ( Afyon )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
06:2408:0413:1915:5518:1519:43

Thursday, January 19, 2017
Tarihte Bugün
1910 - Çırağan Sarayı yandı
1990 - SSCB askerlerinin Bakü'yü işgali
Günün Sözü
İman hem nurdur hem kuvvettir, hakiki imanı elde den adam kânata meydan okuyabilir.
(BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A))
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
2.83