Bugün - Tuesday, September 18, 2018
Afyon 8°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Yeni Üye
Magazin Güncel Siyaset Neler duyduk? Spor Sağlık Eğitim İlçeler Söyleşi Ekonomi 
Haber Detayları

Sami’ler Hakka Yürüdü

Sami Cezzaroğlu... Mehmet Sami Hancıoğlu... İkisini de çok severdim. Değerli insanlardı. İkisi de bu ay Hakka yürüdü. Mekanları cennet olsun.

Söyleşi Haberi - Monday, February 26, 2018 - 00:49
Resmi büyütmek için üzerini tıklayın...

 

 

 

Sami Cezzaroğlu, Ülkücü

Camianın hemen bileceği

bir isim.

Rahmetli Başbuğum Alparslan

Türkeş’in Özel Kalem

Müdürlüğünü yapmıştı.

Türkeş’in Askeriydi.

Her anlamda Askeriydi.

Başbuğ’un Askeriye’deki

yıllarında Cezzaroğlu’da

O’nun yanındaydı.

Sonra Başbuğ’un MÇp-MHp Genel Başkanlığı

yıllarında da hemen yanıbaşındaydı.

Afyon Heyeti, Sami Cezzaroğlu’nu meşhur ‘topuk

selamı’ ve ‘Yüzü sert ama gözleri sevgi, hitabı

saygılı’ haliyle hafızalarına nakşetmişti.

Vefat haberini aldığımda çok üzüldüm.

Hafızamda O’nunla ilgili anılar tazelendi.

Öncelikle çok ‘vefa’lı bir insandı kendi deyimi

ile ‘Albayı’ gibi.

Albayım’ diye hitap ederdi Başbuğ Türkeş’e.

MÇp-MHp’deki görevlerim sırasında tanışmıştık.

Başbuğum Türkeş’in bazı yurt içi seyahatlerinde

şöförlüğünü yaptığım sırada, Sami Beyde

arka koltukta otururdu.

Üç kişi olurduk araç içerisinde genellikle. Bazen

de Sami bey Ankara’da kalır, seyahat sırasında

zaman zaman beni arar ve durum bilgisi alırdı.

Rahmetli Türkeş ön koltukta oturmayı tercih

ederdi.

Sami Bey ilk uzun seyahatimiz öncesinde

bazı bilgiler vermişti. Nelere dikkat etmem gerektiği

konusunda bilgilendirdikten sonra, bunları

not almamı istedi.

Not almanın önemini öyle güzel bir üslup ve

bazı yaşanmış olaylardan anekdotlar ile anlatmıştı

ki, halen unutmadım.

 

***

Bir gün aradı Sami Bey.

Bir kaç gün sonrasının tarihini verdi.

Müsait olursan Albayım senin gelmeni istiyor.

Birlikte bazı proğramlara katılacağız’ dedi,

bazı ayrıntıları verdi.

Hüseyin Tutumlu ile birlikte Ankara’ya gittik

bir gece önce.

Sabah belirlenen saatte de Ora’daydık.

Kapıdaki korumaların bilgisi vardı bizden.

Sami Beyin verdiği saatten on dakika önceydi.

Bekledim. ‘Tam saatinde sen kapıya çık

ve geldiğini kendin söyle’ demişti Sami Bey.

Dediği gibi yaptım.

Yukarıya çıktım. Kapı ziline bir kez bastım.

Sabah vakit çok erkendi. Henüz hazır değildir düşüncesindeydim.

Kapı hemen saniyesinde açıldı.

Kapının hemen önünde bir sandalye ve Türkeş

Bey oturuyordu. Beni bekliyordu. Çok mahcup

olmuştum. ‘Özür dilerim efendim, geç kaldım

sanırım’ dedim.

Hoş geldin evladım’ dedi gülümseyerek.

Geç kalmadın’.

Çantasını aldım, aşağıya indik birlikte.

Sami Bey’de gelmişti o sırada, Ankara’lı Eczacı

Mazhar Büyükcivelek ile birlikte.

Çantayı bağaja bırakırken Hüseyin’in saatiyle

benimkini kontrol ettim. Aynıydı. Türkeş Bey

araca binerken Sami Beye durumu anlattım.

Sen gecikmemişsindir, Albayımın huyudur.

Verdiği saatten önce kendi hazır olur ve bekler

dedi.

Mahcubiyetim bir kat daha artmıştı.

Seyahate daha başlamadan, önemli bir ders

almıştım.

 

***

Günler süren seyahat ve yoğun proğramlar

bizlerin genç yaşına rağmen yorucuydu.

Sabahın erken saatlerinden başlayıp gece geç

saatlere kadar hem Başbuğ, hem Sami Bey

proğramlardaydı. Türkeş bey konuşma yaparken

en azından biraz dinlenebiliyordum. Ama O’nların

dinlenme imkanları yoktu. Bu yorucu proğramlara

rağmen Sami Bey’de bir kez bile

yorgunluk ifadesi görmedim. Her zaman dinç ve

her zaman her şeye hazırlıklıydı.

 

 

 

YILMAZ KASAP’IN SORUSU


Sami Cezzaroğlu, Başbuğ Türkeş’in canının

sıkılmaması için elinden geleni yapan bir

insandı. O’nu üzebilecek olan konuları, olayları

elinden geliyorsa olmadan bertaraf ederdi.

Eğer bir sıkıntı hasıl olmuşsa bunu yüzünden

anlayabilirdiniz. Hiç laf söz etmez ama,

gözleriyle – bakışlarıyla nazik bir şekilde tepkisini

anlatırdı.

Afyon’da Polis Evinde MHp İl ve Merkez

İlçe Başkanlığı olarak bir iftar yemeği proğramı

düzenlemiştik. Rahmetli Başbuğum Alparslan

Türkeş’ten katılımı için onay almıştım. Proğram

gününün öğlen saatlerinde Ankara’ya gitmiştik

iki araçla, Yılmaz Kasap, Celalettin Soner,

Hüseyin Tutumlu ile birlikte.

Afyon’a hareket ettiğimizde öndeki aracın

ön koltuğunda Türkeş, arka koltuklarda Sami

Bey, Yılmaz Kasap ve Celalettin Soner vardı..

Yol boyunca çok siyasi olmayan konularda Türkeş

Bey bazı sorular sormuş, bazı düşüncelerini

paylaşmıştı. Afyon’a yaklaşmış, İscehisar’ı

geçmiştik.

Tam bu sıralarda Yılmaz Kasap izni olursa

bir soru sormak istediğini söyledi Başbuğa.

Sor evladım’ dedi.

Yılmaz Kasap soru sorma izni istediğinde

dikiz aynasından Sami Bey ile gözgöze geldik.

Nereden çıktı şimdi bu soru faslı?’ der gibi

gözlerimin içine içine baktı. O bakıştan sonra

haliyle tedirgin olmuştum. Çünkü defalarca

yolculuk yapmıştım Türkeş Bey ile. O sormadan

hiç bir yorum yapmaz, O bir konu açmadan

fikir beyan etmezdim. Bu halimi Sami

Bey’de bilmekteydi. Sami Bey uzun yolculuklarımızda

eğer uyumak isterse arkadaki araca

biner, biz Türkeş Bey ile yalnız seyahat ederdik.

Türkeş Bey yolculuk sırasında çoğunlukla

düşünürdü. Yapacağı konuşmalar için hazırlık

yapardı. Ne ben, ne de arka koltukta olanlar

hiç bir şekilde zihnini meşgul etmezdik.

İşte tam Afyon’a yaklaşırken Yılmaz Kasap’ın

bu soru sorma faslı bu prensibimize ters

düşmüştü ama, yapacak birşey de yoktu.

Türkeş Beyin ‘sor evladım’ sözünden sonra Yılmaz

Kasap başladı konuşmaya. Soruya geçmeden

önce uzunca bir yorum faslı dinledik

Yılmaz Kasap’tan. Ben bildiğim için huyunu yadırgamamıştım

ama, Sami Bey yorum faslı

uzun olunca dudaklarını büzmeye başlamıştı

çoktan.

Efendim bildiğiniz gibi her on yılda üzerimizden

bir tank geçiyor. Ülkücü camia

tam bunu atlatıyor, kendine geliyor, tekrar

bir tank daha... Dümdüz oluyoruz. Hep başa

dönüyoruz.Yıllardır bu böyle. Şimdi merak

ediyorum. Ben oğlumu Ülkücü olarak yetiştiriyorum.

Yıllar sonra da bu böyle mi olacak?

Hep bir facit daire gibi dönüp duracakmıyız?

Oğlumda mı benim bıraktığım durumdan kaldığım

yerden devam edip, her on yılda başa

mı dönecek?’ diye sordu sorusunu Yılmaz Kasap.

Eyvah’ dedim içimden.

Sami Beyin yüzüne baktım, O’nun dudakları

daha bir büzüşmüş, yüzü asılmıştı.

Bir kaç saniye cevap vermedi Türkeş Bey.

İçim daha da daralmıştı. Bu bir kaç saniyelik

süre bir kaç dakikadan daha uzundu sanki.

Durdur arabayı. İnin sizlerde’ deyip Yılmaz

Kasap ile Celalettin Soner’i indirtip,

bana da ‘Ankara’ya dön’ diyecek diye bekledim

o anda.

Hafifçe döndürdü başını arkaya.

Çok sakin bir ifade ile anlatmaya başladı.

Oh’ dedim bu kez.

Korktuğum olmamıştı.

Sami Beyinde büzüşen dudakları normale

dönmüş, yüzündeki gerginlik gitmişti.

Uzun uzun anlattı Türkeş Bey.

Özlem Tesislerinin olduğu noktada karşılamaya

gelenler vardı. Araçtan hemen inmedi.

Çünkü konuşması bitmemişti. Sonra ‘anladın

mı?’ dedi Yılmaz Kasap’a.

Anladım efendim’ cevabını aldıktan sonra

indi araçtan neşeli bir şekilde, kendisini bekleyenleri

selamladı.

 

 

 

BAŞBUĞ’UN

CENAZE TÖRENİNDE


Başbuğum Alparslan Türkeş’in

vefat haberi duyulduğunda Televizyonda

proğramdaydım.

Sefa Değirmen geldi yanıma.

Acı haberi verdi.

Darmadağın olmuştum. İnanamamıştım.

Kendime geldikten sonra, hemen

Sami Beyi aradım.

Bir kaç kez denedim ama ulaşamadım.

Sonunda ulaştığımda benim

bir şey söylememi beklemeden,

o tok sesiyle ‘maalesef doğru

Güzbey’ dedi.

Cenaze töreni için onlarca araçla

yola çıktık.

Mehmet Telek ve Sefa Değirmen

ile aynı araçtaydık.

Hiç kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.

Bayındır Hastanesinin önü ana

baba günüydü.

Yüzbinlerce insan kar kış demeden

Ankara’ya gelmişti.

Bayındır Hastanesinin kapısının

önüne kadar girebilmiştim beni tanıyan

Başbuğun uzak korumalarının

sayesinde. Hastanenin camlarından

içeriye bakarken, ‘Başkanım Başkanım

diye bir ses duydum. Oralı olmadım.

Kimbilir kime sesleniyorlardı.

Sonra ‘Güzbey Başkanım’ diye yenilenince

ses, o yöne döndüm. Ahmet

Zeki Ertürk idi seslenen. O sıralarda

MHp’de bir görevi yoktu. Afyon

Kocatepe Üniversitesinde Şube Müdürü

idi. Onlar bizden önce Ankara’ya

gitmişlerdi. Ülkü Ocakları Genel

Merkezinden kolluk getirtip hastanenin

içine girmişti.

Hastanenin içine girdik birlikte.

Az sonra Tuğrul Türkeş ve Rahmetli

Türkeş Beyin korumaları geldiler

hastaneye.

Korumaların hemen hepsi ile kardeş

gibiydik.

Sarıldık, herkes darmadağındı.

Aşağıya indik.

Son işlemler yapıldı, kefenlendi.

Dışarıdaki yüzbinler Hastanenin

arka çıkış kapısında bekleşiyorlardı.

Meclis, parti, Kocatepe Camisi...

Herkes üzgündü, kederliydi ama

Sami Cezzaroğlu, Türkeş Beyin Ankara’daki

şöförü Alparslan ile korumaların

hepsi daha farklı bir üzüntü

içerisindeydiler.

Sami Bey ve Alparslan ile otomobilin

içerisinde oturduk biraz.

İlk kez ağlarken gördüm Sami

Beyi.

 

 

SAİD-İ NURSİ’NİN MEZAR KONUSU

Aradan yıllar geçti.

Soner Yalçın bir kitap yazdı. Hürriyet’te bu kitap

ile ilgili çarpıcı başlıklar verildi. Soner Yalçın’ın iddiasına

göre Rahmetli Türkeş, Said-i Nursi’nin cenazesini

Darbeden sonra Urfa’dan alıp, Kıbrıs

açıklarında uçaktan denize attırmıştı. Deli saçması

bir iftiraydı bu.

Hürriyet’in o yayınının olduğu gün İstanbul’da

Basın Konseyi Yüksek Kurulunda toplantımız vardı.

Oktay Ekşi Hürriyet’in Başyazarı ve Basın Konseyi

Yüksek Kurulunun’da Başkanıydı. Hürriyet’in böyle

deli saçması bir iftirayı başlığına taşımasını eleştirdim.

Türkeş Bey böyle bir kişi değildi. Neden

vefat etmiş bir insanın arkasından böylesine iftiralara

Hürriyet alet oluyor?’ dedim.

Ve Isparta’da yaşadığım o olayı kısaca anlattım.

Daha sonra toplantı sona erdi ve Afyonkarahisar’a

dönmek üzere yola çıktım.

Ben yolda iken Oktay Ekşi ile Orhan Birgit aradılar.

Benim anlattıklarımı Hürriyet’in Genel Yayın

Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e anlatmışlar Haber

Toplantısında. Tepkimi de aktarmışlar.

Benim söylediklerimi Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’te

yayınlamak istediğini söylediler. Görüştüm.

Ertesi gün Soner Yalçın’ın deli saçması iddialarının

iftira olduğuna, Türkeş Beyin asla böyle bir kişi olmadığına

dair sözlerim ve Isparta’da Türkeş Bey ile

yaptığım ziyaret Hürriyet’te yayınlandı.

Hürriyet’teki yayının ardından Sami Bey aradı.

Uzunca konuştuk. Teşekkür etti.

Hürriyet’teki yayının ardından bir kaç gün sonra

değerli Ağabeyim Savaş Ay aradı. O sıralarda STAR

TV de proğram yapıyordu. İçişleri Bakanlığında bazı

araştırmalar yaptığını, benim söylediklerimi teyit

eden belgelere ulaştığını ve bu konuyla ilgili bir proğram

yapacağını, karşı iddialardaki bazı kişilerinde katılacağını,

benimde katılmamı istediğini belirtti.

Belirtilen günde Dinçay Doğar ile gittik İstanbul’a.

Proğram başladı. Soner Yalçın’ın Türkeş Bey ile

ilgili deli saçması iftiralarını destekleyen bazı kişilerin

anlatacakları bittikten sonra Savaş Ay, sözü

bana verdi. Anlattım Türkeş Beyi. Nasıl bir insan olduğunu

ve Isparta’daki o ziyareti. Karşıdakiler

cevap verdiler, bende onlara karşılık verdim. Son

olarak ‘Çanakkale’de karşı tarafın askerleri savaş

alanından ölen arkadaşlarının cesetlerini alabilsinler

diye ateşi kesen bir Milletin evladı olan Türkeş,

kendi milletinin bir ferdinin cenazesini denize

atar mı hiç? Türk Milletinin hiç bir ferdi ölmüş bir

insana bunu yapmaz. Bunu söyleyen ya Türk değildir,

ya da Türk Milletini hiç tanımıyordur’ dedim

noktayı koydum.

Benim sözlerimin ardından Savaş Ay bombayı

patlattı.

İçişleri Bakanlığından elde ettiği belgelerdeki

bilgilerin benim sözlerimi teyit ettiğini ve Said-i

Nursi’nin mezarının Isparta yakınlarında olduğunun

resmi kayıtlarda yer aldığını açıkladı.

Proğramdan sonra beni arayan pek çok kişi

oldu. Ama Sami Cezzaroğlu ile Ozan Arif’in sözlerini

hiç unutmam. Sami Bey telefonda öyle şeyler

söyledi ki, O’nun gibi bir kişiden o sözleri duymak

beni çok mutlu etmişti. Değerli dostum Ozan

Arif’te Almanya’dan aramıştı. O’nunla da uzun

uzun konuştuk. Türkeş Beyin her zaman yanıbaşında

ve en güvendiği isimlerden olan Sami Bey ve

Ozan Arif’in hislerine tercüman olduğumu belirtmeleri

benim için mutlulukların en büyüklerinden

birisiydi.

 

 

 

SIR KÜPÜYDÜ

 

Liderlerin her daim yanında olan, onların

adeta ‘sırdaşı’ olan isimlerin daha sonra bu

sır’larını rant’a çevirdiklerini pek çok kez gördük,

duyduk.

Sami Cezzaroğlu, merhum Türkeş Beyin en

yakınındaki insanlardan birisiydi.

Yıllarca birliktelerdi.

Türkiye’nin en zor dönemlerinde kritik görevlerde

bulunmuştu Türkeş.

Sadece Parlamento’dan bahsetmiyorum.

Bir Milletvekilimizin bile Parlamento’da olmadığı

dönemlerde bile, Türkiye’nin en hassas

konularında Türkeş Beyin Devletin tepe noktalarında

önemli görüşmeler yaptığını, tecrübelerinden

istifade edildiğini biliyorum.

Sami Cezzaroğlu herşeyi bilmesine, yakinen

yaşamasına rağmen bunların hiçbirisini hiç bir

yerde paylaşmadı. Özel Kalem Müdürü olarak

yanına aldığı kişinin, kendisinin vefatının ardından

pek çok sene geçmesine rağmen ‘Devlet

sırrı’ olarak kalması gereken hususların açığa çıkartmamış

olması Türkeş Beyin büyüklüğünü ve

ileri görüşlülüğünü bir kez daha ortaya koymaktadır.

Sadece Sami Bey değil, Türkeş Beyin yakın

korumaları da aynı hassasiyet içerisinde olmuşlardır.

 

 

Ve son bir not...

Sanıyorum 7-8 yıl

önceydi.

Ulus’tan

otomobilimle geçerken

otobüs durağında Sami

Cezzaroğlu’nu fark

ettim. Yağmur

atıştırıyordu. O elinde bir

paket ile orada

otobüs bekliyordu. Hemen yanına gittim.

Gideceği yere götürme teklifimi çok zor kabul etti,

kendisine vakit ayırmamın benim işimi

engelleyeceğini söyledi. Israrıma dayanamadı ve

evine kadar götürdüm. Defalarca teşekkür etti

hassasiyetim için.

Çok mütevazi bir

insandı. Güvenilir bir

insandı.

Kalbi iyilik ve

sevgi doluydu.

Mekanı Cennet

Anahtar Kelimeler:Sami, Cezzaroğlu Mehmet, Sami, Hancıoğlu İkisini, de, çok, severdim Değ,
Kaynak / Editör: Okunma Sayısı: 6570
 
Diğer Söyleşi Haberleri
AFYON'UN PARASINI 'ÇATIR ÇATIR YEDİK' DER GİBİ POZ VERDİLER
HASAN CELAL GÜZEL
YÜNTAŞ EKMEĞİ KAÇ KURUŞ?

YÜNTAŞ EKMEĞİ KAÇ KURUŞ?
RESMİ İLANLAR YA TÜMÜYLE KALDIRILMALIDIR YA DA ULUSAL GAZETELER YAYINLAMAMALIDIR
Dik durdu, dikleşmedi...
BAŞKAN ÇOBANDAN AÇIKLAMA VAR
YEREL BASIN
Diğer Başlıklar

ODAK yazarsa doğrudur
Bakan Eroğlu tedavi görüyor
FET֒de 3 ceza 3 tahliye
Çoban’a iade-i ziyaret
İYİ Parti çalışıyor
Serban’ın acı günü
Yeni yol yapılıyor
Afyon’u düşünüyorlar
Yüzlerce kişi kutladı
Darbe zihniyeti bitti
E-Gazete (Odak Gazetesi)
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
YAVUZ DONAT
Uşak Destanı
Uşaklı çalışıyor... Üretiyor..."Krize ...
Ahmet Işık
İddialar doğruysa yazıklar olsun
İddialar doğruysa yazıklar olsun Hatırlarsanız bu...
Mustafa Özkal
PAPAĞAN HAFIZ OLSA..
PAPAĞAN HAFIZ OLSA.. Bir kaç hafta &o...
Ahmet SARLIK
Burhanettin Çoban’a hayırlı uğurlu olsun!
Burhanettin Çoban’a hayırlı uğurlu ol...
İSMAİL AKAR
KARA GÜN 12 EYLÜL
KARA GÜN 12 EYLÜL Bundan 38 yıl ön...
Ramazan DEMİR
NEDEN/NİÇİN OKUMALIYIZ?
NEDEN/NİÇİN OKUMALIYIZ? Semavi dinler d&uu...
Fatih SUSUZ
BOLVADİN ES ES’E GİTTİ
BOLVADİN ES ES’E GİTTİ Bu sezon olduk&ccedi...
Prof.Dr. Şan Öz-Alp
Muhalefetsiz Demokrasi!
Muhalefetsiz Demokrasi! Çok sayıda vatanda...
Gökhan Kocaaslan
Yeşilyol Çay ve Ötesi ile yeşillendi
Yeşilyol Çay ve Ötesi ile yeşillendi ...
Rabia Güzbey
İNSANIMIZ BOZULDU!
İNSANIMIZ BOZULDU! Çocuk istismarları, kad...
MUSTAFA DAĞHAN
Yaprak değiliz ki her rüzgârda savrulalım!
Yaprak değiliz ki her rüzgârda savrulal...
İhsan Şengül
Senem Pide Salonu
Gurme Köşemizin bu haftaki konuk mekanı şehri...
M.Emin Güzbey
ÖZEL YETKİLİ TURİZM OFİSİ
ÖZEL YETKİLİ TURİZM OFİSİ Geçmişte sı...
HÜSEYİN ÖZHARPUTLU
Afrin Operasyonları
  Birilerinin hoşuna gitmesi için T&u...
CELAL TURGUT KOÇ
Kudüs’te barışın kare kodu duvarlarda
  Gökyüzüne en yakın şehir ol...
KONUK KALEM Kemal Horzum
Kader kurbanı, gazeteci..
  Herifin biri, komşu kızını zorla kaç...
BAHRİ BAKAÇ
‘’ Hakkımızı İSTİYORUZ ’’
‘’Dünya benim ülkem, insanla...
YAMAN TÖRÜNER
CUMHURİYETİN İLK BASIN DAVALARI
  Cumhuriyet tarihimizin ilk basın davası, ...
SAYGI ÖZTÜRK (Konuk Kalem)
MENZİL TARİKATI SAĞLIK BAKANLIĞINDAN TEMİZLENİYOR
Sağlık Bakanlığı, doktor olmayanların hastane y&o...
Dr. Hasan Hüsnü Eren
AĞIR METALLER
  Günlük hayatımızda Ağır Metal bi...
Feyzullah Demirkale
ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
  Her ebeveyn için evlat sevgisi başk...
İlan

Facebook
Namaz Vakitleri ( Afyon )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
06:2408:0713:1015:3817:5619:26

Saturday, December 30, 2017
Tarihte Bugün
2006 - Bu akşam BERAAT GECESİ'dir. Kandiliniz Mübarek olsun!
1922 - Erdek,Biga Yenice ve Mahmudiye'nin kurtuluşu.
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0.91